Evliliginizi
Kiskançliga Feda Etmeyin
Prof. Dattillio, ‘sonradan öğrenilen bir şey' olarak
nitelendirdiği kıskançlığın bir hastalık değil ama bir
bozukluk olduğunu, kişilerin güvensizlikleri nedeniyle
olaylarla başedemedikleri zaman kullandıkları bir
savunma mekanizması olduğunu belirtti.
Kıskançlığın temelinde özgüven eksikliği ve yetersizlik
düşüncesinin yattığını, dışlanmışlık duygusunun da bunu
tetiklediğini anlatan Prof. Dattillio, herkesin
hayatının bir döneminde bu tür duygular yaşadığına
işaret etti.Prof. Dr. Dattillio, “Ancak bu düşünceler
evlilik ve ilişkilerde kıskançlığa neden olan temel
faktördür” dedi. Kıskançlığın genel olarak evliliklerin
ilk birkaç yılında görüldüğüne değinen Prof. Dattillio,
şöyle konuştu:
“Evliliklerin yüzde 50'sinde farklı şekillerde
kıskançlık görülüyor. Kıskançlığın görüldüğü
evliliklerin yüzde 10'unda, aşırı kıskançlık nedeniyle
şiddete başvuruluyor. ABD'de kadın ve erkeklerde görülme
oranı eşit ve aşırı kıskançlık genellikle evlilikleri
bitiriyor.” Prof. Dattillio, kıskançlığın temelinde
yatan özgüven eksikliği ve yetersizlik düşüncesinin uzun
sürede kişiyi depresyona sürüklediğini de vurguladı.
BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ
Herkeste bir parça kıskançlık olduğunu, ancak dozu
arttıkça bozukluğun ortaya çıktığını belirten Prof. Dr.
Dattillio,”Eğer normalde yapmadığınız şeyleri
yapıyorsanız, örneğin eşinizi takip ettirmek ya da öfke
patlamaları yaşamak gibi, o zaman normal kıskançlığın
ötesinde kıskançlıktan söz ediyoruz demektir” diye
konuştu. Hafif dozdaki kıskançlıkta kişinin, bu duyguyu
hissetmeden önce neler düşündüğünü yakalamaya çalışması
gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Dattillio, aşırı
durumlarda ise profesyonel yardım alınması önerisinde
bulundu. Özellikle çiftler arasındaki kıskançlığın
tedavisinde son 15 yıldır “bilişsel davranışçı terapisi”
uyguladıklarını anlatan Prof. Dr. Dattillio, bu terapide
kişiye o an neler düşündüğünü, bu düşüncelerinin ne
kadar mantıklı olduğunu kanıtlarıyla birlikte parça
parça yazdırdıklarını bildirdi. Kıskançlığın kişilerin
paranoyak bir hayat sürmelerine de neden olduğunu
kaydeden Prof. Dr. Dattillio, terapi sonunda bozukluk
tamamen ortadan kaldırılamasa bile bununla baş etmeyi
öğrettiklerini sözlerine ekledi.